Değerli dostum, Ercan Durna bey uzun süredir Tokat Aktüel Gazetesine yazı yazmam konusunda beni teşvik ediyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse hem yaptığımız işlerin yoğunluğu hem de diğer sosyal faaliyetlerimiz nedeniyle, çok istememe rağmen yazın işine zaman ayıramadım. Ancak gerçek şu ki zamanımızın büyük bir kısmını verimsiz kullanıyoruz. Ve aslında çok ihtiyacımız olan okuma ve yazmaya yeterli zaman ayırmıyoruz. Biliyorum belki birçoğunuz şu satırlarla yazıya atılan başlık arasında ilişki kurmakta zorlanacaksınız. Süreli bir gazeteye başlangıç satırları olarak sıkıcı da bulabilirsiniz. Ancak yazının devamını okuduğunuzda bana hak vereceğinizi şimdiden görür gibiyim.
Biliyorsunuz, ülkemiz bir seçim sürecinden geçiyor. Meydanlar evlere şenlik… Toplum olarak her dört beş yılda gerçekleşmeyen vaatler duymamıza rağmen yinede yalanları sineye çekmeyi borç bilir ve çok da sorgulamayız. Ama bizleri arkasına takanların çıkarları yüzünden, elele gönül gönüle vermesi gerken bizler bazen birbirimize karşı kırıcı ve yıpratıcı olabiliyoruz. Farklı fikirlere ve haklı taleplere tahammüllü davranmıyoruz. Ne yazık ki sevgi ve hoşgörünün yeterince filizlenmediği topraklarda demokrasi kültürüde yeşermiyor.
Şimdi sizlere geçen yıl bir proje için eşimle birlikte tanıştığımız, gönlü sevgi dolu bir kişiden, Tokat sevdalısı bir hanımefendiden, Fatma Dinçer den bahsetmek istiyorum. Ben tanıdığımda Kendisi Tokat il idaresinde Avruba Birliği Proje Uzmanı ve aynı zamanda Yeşilırmak Havzası Kalkınma Birliği sekreterliği görevini yürütüyordu. Başarılı çalışmaları nedeniyle AB projelerinde Tokat’ı Türkiye onuncusu yaptıklarını sevinerek dinledik. Bu kardeşimizin bir de yazarlık ve şairlik meziyeti var ki işte onu da sizlere aktarmak isterim. Bana gönderdiği “Sevgi ve Zaman” başlıklı yazısını “Sevginin çoğalması dileğimle sizlerle paylaşmak istedim. Toplum olarak sanıyorum çok ihtiyacımız var.
SEVGİ VE ZAMAN
Bir varmış…
Uzun yıllar önce tüm insani duyguların yaşadığı bir ada varmış.
İyimserlik, üzüntü, bilgi ve diğer duygular gibi sevgide bu adada yaşarmış
Günlerden bir gün, duygulara adanın batacağı söylenmiş.
Bunun üzerine herkes gemisini hazırlayıp adayı terk etmişler.
Sevgi ise son ana kadar adayı beklemek istemiş,
Ada batmadan önce sevgi yardım istemiş
Yanında lüks bir gemi ile geçmekte olan zenginliğe sormuş,
-Zenginlik beni de götürebilirmisin?
Zenginlik azametle bakıp;
-Yapamam gemim altın ve gümüşle dolu sana göre yer yok demiş.
Daha sonra şahane bir gemi ile geçmekte olan gurura sormuş sevgi
-Gurur rica ediyorum beni de götürürmüsün?
Gurur seni götüremem, burada her şey hatasız, gemimi
Bozabilirsin demiş ve soğuk soğuk bakmış.
Sonra yanından geçmekte olan üzüntüye sormuş sevgi
-Üzüntü lütfen beni de götür.
-Oh! Demiş üzüntü o kadar üzgünüm ki yalnız kalmalıyım.
Neşede yanından geçmiş fakat halinden o kadar memnunmuş ki sevginin kendine seslendiğini dahi duymamış.
Aniden bir ses …
-Gel sevgi seni götüreyim demiş.
Bu konuşan yaşlı bir zatmış
Sevgi o kadar mutlu ve memnun olmuş ki, karaya gelince ihtiyara adını sormayı unutmuş.
Ona ne kadar borçlu oldığunu anlayan sevgi bilgiye seslenmiş,
-Bilgi bana kim yardım etti?
-Zamandı diye cevap vermiş bilgi.
-Zaman mı diye sormuş sevgi
-Neden zaman bana yardım ettti?
Bunun üzerine bilgi şöyle demiş;
-Sadece zaman sevginin hayatta ne kadar önemli olduğunu anladığı için ve eklemiş bilgi,
-Sadece sevgi hayatta eşsiz bir hazinedir ona sarıl vegüven,
-O senin gönlündedir her zaman.
ali_gokce@ismmmo.org.tr